Son defaymış gibi sarıldık. Kokusunu içime son dakikada çeke bilme şansını bulduğum için mutluydum. Halbuki bu sarılmayı sürekli erteleyen bendim. Onu düşünecek kadar vaktim yoktu. Kapıdan çıkacak ve aylarca gelmiyecekti. Belki bu son gidişiydi. Büyüdüm, diyordu sürekli. Gelince bir iş kuracak ardından bir yuva. Bu hayali duydukça içim ürperiyor ruhum üç düşünce arasında pinpon topu gibi gidip geliyordu. Acaba hayalindeki kadın ben miyim?, diyordum. Sonra aptal gururum söyleniyordu: Ne yani koskoca ben ona mı kalacam. Artık oyunun sonu geldi, diyordu kalbim. Ve tam istediğin gibi kaybettin, diye devam etti. Ama ben hiç birini dinlemiyor onu içime çekiyordum. Yavaşça kulağına bu gece onun olmak istediğimi fısıldamaya çalıştım. Yapamadım. Birkez daha yenilmiştim lanet olası gururuma. Söyleyemediğim şeylerden utandığımdan mı yoksa arkasına bakacak cesaretim olmadığından mı bilmiyorum giderken umursamaz bir tavırla telefonla oynamaya başladım.
Ben çok mutsuzum. Milyonlarca insanın kaderini yaşıyorum. Çarpık bir düzen içinde benliğimi kaybediyor, sıradanlaşıyorum. Çarpık düşünce bataklığında Periş boğuluyor, ben susuyorum. Bir tarafım çarpık düşünce akımının rahatlığına bırakıyor kendini bir tarafım benliği için savaştıkça bataklığın iştahını kabartıyor. Beklide sistemin en acı tarafı bu. İkilem içinde kalıp ilerleyememek…
13.06.2009 , deniz deniz
Tanıtım